Kimlik aşınması, ani bir krizle başlamaz. Gürültülü bir kopuş yoktur. İnsan bir sabah uyanıp “ben kimim?” demez. Aksine, süreç fazlasıyla sessizdir.
Her seferinde biraz daha uyum sağlamak, biraz daha esnemek, biraz daha sorun çıkarmamak…
Bu küçük ayarlamalar ilk başta işe yarar:
-
Çatışma azalır
-
İlişkiler kolaylaşır
-
Çevre memnun kalır
Ama zamanla bir bedel ortaya çıkar: İnsan kendine yabancılaşır.
Uyumun Aşırı Kullanımı
Uyum sağlamak toplumsal olarak ödüllendirilir. Esnek olmak, anlayış göstermek, idare etmek olgunluk sayılır. Ancak kimlik aşınması, bu özelliklerin aşırı kullanımıyla başlar.
İnsan hızla öğrenir:
-
Kime göre konuşacağını
-
Nerede susacağını
-
Neyi istememesi gerektiğini
Bu hesaplama refleks hâline geldiğinde sabit bir “ben” kalmaz.
Kimlik, iç referanstan değil dış beklentilerden şekillenmeye başlar.
Küçük Vazgeçişlerin Birikimi
Kimlik aşınması dramatik fedakârlıklarla oluşmaz. Küçük geri çekilmelerle oluşur.
-
Bir fikri söylememek
-
Bir isteği ertelemek
-
Bir rahatsızlığı yutmak
Her biri makuldür. Ama biriktiklerinde kimliğin sınırlarını aşındırır.
İnsan artık şunu düşünür:
“Ben ne istiyorum?” değil,
“En az sorun çıkaracak olan ne?”
Bu noktada kimlik aşınması başlamıştır.
İşlevsellik Yanıltıcıdır
Kimlik aşınması yaşayan biri genellikle işlevseldir.
-
Nerede nasıl davranacağını bilir
-
Sosyal zekâsı yüksektir
-
Uyum konusunda ustadır
Dışarıdan bakıldığında güçlü görünür.
Ama bu güç, içsel bir merkezden değil, dış koşullardan beslenir. Merkez dışarı kaymıştır. İnsan kendini değil, çevreyi referans alır.
Psikoloji literatüründe benlik sürekliliği kavramı üzerine çalışan Erik Erikson, kimlik gelişimini tutarlılık ve içsel süreklilik üzerinden açıklar. Kimlik aşınması ise bu sürekliliğin yavaş yavaş çözülmesidir.
Çatışmadan Kaçış ve Sessizlik
Kimlik aşınması yaşayan insanlar genellikle çatışmadan kaçınır.
Çatışma netlik ister.
Netlik kimlik gerektirir.
Ne istediğini bilmeyen, neyi savunacağını da bilemez. Bu yüzden sessizlik güvenli gelir.
Ancak uzun vadede bu sessizlik içsel basınca dönüşür.
-
Söylenmeyenler
-
Ertelenen itirazlar
-
İçte tutulan hayal kırıklıkları
zihinsel bir yorgunluk yaratır.
“Kolay İnsan” İmajı
İlişkilerde kimlik aşınması çoğu zaman “kolay insan” imajıyla örtülür.
-
Sorun çıkarmayan
-
Her şeye uyum sağlayan
-
Hep anlayan
Başta avantajdır. Ama zamanla ilişki tek yönlü ayarlama alanına dönüşür.
Karşı taraf, kişinin sınırlarını değil esnekliğini tanır.
Bu durum görünmezleşme hissi doğurur.
En Zor Soru: “Ben Ne İstiyorum?”
Kimlik aşınmasının en belirgin kırılma noktası şudur:
İnsan durup kendine “Ben ne istiyorum?” diye sorduğunda cevap bulamaz.
Bu cevap eksikliği paniğe yol açabilir. Çünkü kişi yıllardır başkalarının ritmine göre yaşamıştır. Kendi ritmi körelmiştir.
Bu aşamada hissedilen öfke doğaldır. İnsan “nasıl bu kadar silindim?” diye kendine kızabilir. Ancak kimlik aşınması zayıflıktan değil, aşırı uyum stratejisinden doğar.
Bu bir hayatta kalma refleksidir. Ama sürdürülebilir değildir.
Fazla İyi Olmanın Bedeli
Kimlik aşınması çoğu zaman kötüleşmenin değil, fazla iyi olmaya çalışmanın sonucudur.
Ama iyilik, sınırla desteklenmezse insanı dağıtır.
Sınırlar saldırganlık değildir.
Sürekliliği korumaktır.
Modern psikolojide öz-şefkat ve sınır koyma üzerine çalışan Kristin Neff, bireyin başkalarına gösterdiği anlayışı kendisine de göstermesi gerektiğini vurgular.
Kaynak
https://self-compassion.org/
Kimlik Aşınması Fark Edildiğinde
Bu durum fark edildiğinde rahatsız edicidir.
Ayna karşısında net bir yüz görememek gibi bir histir.
Ama bu rahatsızlık aynı zamanda başlangıçtır.
Çünkü sorgulama başladığında otomatik uyum eski rahatlığını kaybeder.
Kimlik aşınması burada ikiye ayrılır:
-
Devam edip daha da silinmek
-
Ya da sınırları yeniden kurmak

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.